ATATÜRK'Ü ANLAMAK
OKUMADAN GECMEYİN!
ATATÜRK’Ü ANLAMAK...
Merhaba sayın yurttaşlarım.........
10 Kasım sebebiyle ben de Atatürk’ü acizane bir şekilde, kendimce anmak istiyorum. Konuya, biz Türkçüler için önemli olan boyutundan yaklaşacağım.
Atatürk... Batı Türkeli Türkleri’ni esaretten kurtararak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran dâhi komutan ve büyük lider. Fazla söze gerek yok. Bu vasıfların hepsini birden üzerinde taşıyan insanlardan biridir Atatürk. Bu sebepten, hiçbir şekilde istismar veya red edilemeyecek bir şahsiyettir.
Ancak günümüzde, Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü kendisine kalkan olarak alan bazı istismarcılar, çirkin hedeflerine ulaşmak için Atatürk gibi bir şahsiyeti kendilerine alet etme gafleti içerisindeler. Ve yine bir kısım da, maalesef kendi çirkin emellerini gerçekleştirmek amacıyla onu reddetmektedirler. Biz her iki gruba da lânet okumaktayız. Zira Atatürk’ün vecizelerini fikir terazisinde tartarak anlamaya çalıştığımızda, onun hiçbir şekilde kullanılamayacak derecede derin fikir hayatını görebiliriz. Bu iki grubun dışında, beni en çok üzen diğer bir grup da maalesef kendisini “Milliyetçi” olarak tanımlayan kişilerin duyarsızlığı.
Bu duyarsızlık neticesinde ne kadar kaşarlanmış komünist, leninist, marksist ve bilumum ..... istler, icraatlarıyla Atatürk'ün kemiklerini sızlatmışlar ve hâlâ daha sızlatmaktadırlar. Adeta kanun hâlini almış bir söz vardır: “Malına sen sahip olmazsan; uğursuz, hırsız, hain dahi olsa sahip çıkacak birisi mutlaka bulunacaktır.” Tıpkı Atatürk’e olduğu gibi... (Yarası olan gocunur). Bu şarlatanların niyetleri malûm. Peki bizim “milliyetçi”lere ne oluyor? Bağrımızdan çıkan, Türklük için çalışan gerçek Milliyetçi Atatürk’e niçin sahip çıkmıyorlar? O’nu niçin vatan haini komünistlerin kirli emellerine alet ettiriyoruz? Niçin? Niçin? Sebebi çok açık: Atatürk’ü tanımıyor ve anlamıyoruz da ondan.
10 Kasım dolayısıyla; Nutku başta olmak üzere, her konuşmasının hemen hemen yarısını Türk, Türk Milleti, Türk kültürü, vatan, millet, bayrak gibi kutsal varlıklarla süsleyen gerçek Milliyetçi Atatürk’ü; küçük, küçücük örnekleriyle, haddim olmayarak anlatmaya çalışacağım... İnşallah, düzenbazlar utanç duyar (zannetmiyorum ya!), Milliyetçiler de O’nu anlamaya çalışırlar.
– ”Vatan, bölünmez bir bütündür; parçalanamaz”
– “Milletim Türk, Vatanım Türkiye, Ülküm Türklüktür”
Bu sözü acaba, “Atatürkçüyüm” diyen kaç kişi söylemektedir?
– “ Bir gün ressamlar Türk’ün sîmâsını kaybederlerse Yıldırım’ı alsınlar, yapıversinler”
– “ Bu memleket, tarihte Türktü; hâlde de Türktür ve ebediyen Türk kalacaktır.”
Bu sözü ben söylesem, alnıma faşist damgasını vuruverirler.
– “Efendiler, muhterem milletime tavsiye ederim ki; sinesinden yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanlarında ve vicdanlarındaki asil cevheri tahlil etmek dikkatinden bir an bile feragat etmesinler.”
İşte bu kadar. Gel de bu söz için bir kitap yazma. Güncelliğini hiçbir zaman kaybetmeyecek asıl meselemizin bu olduğunu hiç unutmamak gerekir. Atatürk’ün vecizelerine devam edelim...
– “Türk Milleti’nin içtimaî nizamını ihlâle müteveccih didinmeler, boğulmaya mahkûmdur. Türk Milleti, kendisinin ve milletinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen müfsid, sefil, vatansız ve milliyetsiz sebük-mağzların hezeyanlarındaki gizli ve kirli emellerini anlamayacak ve onlara müsamaha gösterecek bir heyet değildir.”
“Ben dünya halklarının vatandaşıyım, Türk ne, Türklük ne imiş ki ben onunla gurur duyayım” diyen ve aynı zamanda “Atatürkçüyüm” deme ahlâksızlığını gösterenler hiç utanmıyorlar mı? Yoksa bilerek, isteyerek mi hainlik ediyorlar?
– “Buraya konduğumuzdan beri ne olduğumuzu anlatmaya çalıştık ve anlatıp duruyoruz ki; Türk eli büyüktür ve yeryüzünde yalnız o büyüktür. Her yeri Türk’tür ve her yeri aydınlatan Türk’ün yüzüdür.”
Bu topraklara niçin “Türk Eli” dendiğini anlamak istemeyen, unvanı büyük, kendisi küçük şahsiyetlere(!) ihtaf olunur.
– “Benim yaradılışımda fevkâlade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir”.
– “Yurdumuz ve milletimiz bölünmez bir bütündür. Bütünlüğün devamı; Türklük şuuru ve onun besleyici millî gelenek, göreneklerimiz ve millî kültürümüzle sağlanmaktadır.”
– “Az zamanda, çok işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü: Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”
– “Türk Milleti’nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir.”
Bir zamanlar, bu cennet vatanımızın ve asil milletimizin sırtından geçinen bir zat; “Türk Milleti’nin yüzde yetmişi aptaldır” demişti. Beni kahreden, çılgına çeviren, isyan ettiren bu söz değil, kendilerini Atatürkçü olarak tanıtan gösteriş budalası, kansız aklı evvellerin; bırakın tepki göstermesini, bu sözün arkasında durmaları ve sözün sahibine destek vermeleriydi. Sizden Türk ve Türkçü olmanızı beklemiyoruz; zaten lâyık da değilsiniz. Ancak, Atatürkçülük adına karşı gelseydiniz. Bu nasıl Atatürkçülük? Burada unutmadan şunu da belirtmek istiyorum: Bu ve bunun gibi şahıslar, Atatürk’ü Koruma Kanunu’na karşı gelmiyorlar mı? Zirâ Atatürk Türk Milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir” dememiş miydi? Sözüm size, ey Atatürkçü(!) geçinenler. Samimî ve şuurlu olanları tenzîh ederim.
Ayrıca unutmasınlar ki, Atatürk de bir Türk’tü...
Bir başka sözü:
– “Biz, doğrudan doğruya milletperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk Kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”
– “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvelâ biz kendimize, benliğimize, milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün ef’al ve harekâtımızla gösterelim. Bilelim ki, millî benliğini bulamayan milletler, başka milletlerin şikârıdır.”
– “Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur.”
– “Dünya yüzünde, Türk Milleti’nden daha büyük, ondan daha eski bir yurt, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.”
– “Genç nesillerini milliyetçi olarak yetiştiren milletler, geleceğe emniyetle bakabilirler. Milliyetçilik; mensup olduğu milleti ilerletmek, yükseltmek, millî değerleri korumak ve geliştirmek duygusu ve şuurudur.”
Milliyetçiliği bundan daha kısa, daha özlü ve daha güzel şekilde tarif edebilirim diyen varsa, buyursun. Bizim düsturumuz da bu değil mi?
Okuduğunuz tüm bu sözlerin altındaki imzayı kapatalım ve tekrar okuyalım. Anında sizi afaroz ederler. Faşist, gerici, Türkiye’deki “realiteyi(!)” görmeyen dar kafalı damgasını yersiniz. Ancak bu sözleri ne ben, ne de bir başka Türkçü söyledi. Bunu Türklüğün ve Türk Milliyetçiliği’nin en kavî savunucusu “Mustafa Kemal Atatürk” söyledi. Herkes gerekli dersi çıkarıyordur inşallah...
– “Türk Milleti’nin dili, Türkçe’dir. Türk Dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay dildir”.
– “Türk Dili, Türk Milleti’nin kalbidir, beynidir.”
Atatürk mezarından kalksa; kalktığına pişman olmaz mıydı? mezarından şöyle bir kalkıp, baksa: Aman Tanrım! 200-250 kelime hazine(!) siyle öğretmelik yapanlar mı? Laubali ve anlaşılmaz bir kuş diliyle yazı yazan gazeteciler mi? Hatta bu meziyetleriyle yılın yazarı seçilenler mi? Yabancı dille eğitim yaptırıp “Türkçe bilim dili değildir” diyenler mi?... Daha neler neler. Sayarken bile utanıyorum. Acaba, Milletimizin kalbini ve beynini dumura uğratmak isteyenlere lanet okumaz mıydı? Aslında bu satırları, Anıtkabir’deki şeref defterine yazmak isterdim. Çünkü: Orada bu samimî duygulardan hiçbiri yok!
Atatürk’ün Türk, Türkçülük, millet, milliyetçilik ile ilgili sözleri tabiî ki bu kadar değil. ancak, onu anlamaya sevk etmek için bu kadarı yeter herhalde.
Atatürk’ün sözleriyle ilgili olarak yazacaklarımı bitirirken: 1947-49 yılları arasında Dr. Arın Engin’in, İngiltere’de rastladığı “İngiliz Browny usûlü” yemin töreninden bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu hadise zannederim, “ırkçı eğitim” (Maalesef verilmediği halde) veriliyor; “Milli Eğitim değil, Türkiye Eğitim sistemi olsun” diyenlere güzel bir cevap olacak:
“İngiltere’deki okullarda bir yemin usûlu vardır; adına “Browny usûlü” denmekte. Bu tören, haftada bir düzenlenmekte. Yemin töreni için öğrenciler, her tarafı bayraklarla ve millî liderlerin posterleriyle süslenmiş geniş bir salonda toplanırlar. Her öğrenci yerine oturmadan önce bayrağı ve liderleri selâmlamak zorundadır. Daha sonra, seçilen bir öğrenci, gururla, avazı çıktığı kadar bağırarak şu sözleri söylemekte, diğerleri de tekrarlamaktadır.
“Ben bir İngiliz’im. İngilizliği her şeyin üstünde, canımdan, evimden, barkımdan da üstün tutarım. Gönlümde ve kafamda İngiliz onurunu yaşatırım; onun korunması ve yükselmesi uğrunda her an ölmeğe hazırım... Ben İngiliz olmadıkça bir hiçim...”
“Sen bir İngiliz olmadıkça hiçbir şey olamazsın!..”
“Vay ırkçı vay!..” diyemezler, ama hemen bizim “Andımızı” hatırlatırlar. Doğrudur. Biz de her sabah “Türküm, doğruyum, çalışkanım”, sözleriyle başlayan Andımızı okutuyoruz. Ancak bu, ulvî tören havasından çıkmış, yasak savma niteliği kazanmıştır. Ayrıca, şuuru veremedikten sonra...
Türkçüler! Atatürk’ü anlayın ve sahip çıkın. Milletimize, asalakların tanıttığı veya tanıtmaya çalıştığı Atatürk gibi değil; “Milliyetçi Atatürk” olarak gerçekleri, gerçek Atatürk’ü tanıtın. Odanızda, ofisinizde, pankartlarınızda, basınınızda, takviminizde vs. gibi her yerde Atatürk’ün gerçek fikirlerini aksettirin. Asın sokaklara, caddelere, pencerelere bu vecizeleri. Herkes bilsin “Atatürk’ün Milliyetçiliği’ni. Haykırın sağır kulaklara “Atatürk’ün bize emaneti olan Türk Milliyetçiliği” kavramını. Dikkat çekin kurduğu müesseselere, kullandığı isimlere: Milli mücadele, Milli irade, Milli Hakimiyet, Milli zafer, Milli vicdan, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu.
Bu gerçeği, Milliyetçi Atatürk gerçeğini öğretin. “Atatürk Milliyetçiliği’nin, Atatürk’ün Milliyetçiliği; yani Türk Milliyetçiliği” olduğunu milletimize anlatın. Vatan size minnettar kalacaktır!
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN!
selin
İlkkez 01:08/11/112006 tarihinde yayınlanmıştır..














Konu: İSTANBUL'UN FETHİ ve ATATÜRK
Önce, Allah (c.c.)'ın Resulü Hz.Muhammed(s.a.v.)'in,elbette ki Allah(c.c.)'ın emri ve izniyle adaşı Mehmed, yani Fatih Sultan Mehmed'in dünyayı teşriflerini müjdeleyen Hadîs-i Şerîfi birlikte okuyalım:
"Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir.Onu fetheden emîr ne güzel emîr; o asker ne güzel askerdir." Bu söz Allah (c.c.)'ın Hz.Muhammed (s.a.v.)'e söylettiği 1sözdür.
Yani Fatih ve askerleri için "Ne güzel" diyen aslında Cenab-ı Allah, bu sözü İslâm ümmeti ve bütün insanlığa duyuran da Allah'ın Resulü Hz.Muhammed'tir.
Peygamberimiz İstanbul'un fethinin getireceği şerefi böyle müjdeleyince
İslâm devlet adamları,İslâm orduları yüzyıllar içerisinde İstanbul'u fethedebilmenin hayallerini kurmuş ve o güne kadar İstanbul'a 28 sefer düzenlemişlerdir.
Niçin?..
Tabii ki Allah'ın "Ne güzel komutan, ne güzel asker" övgüsüne muhatap olabilmek için.
Çünkü böyle 1nîmet,insanın daha bu âlemde iken cennetle müjdelenmesi gibi, yani Aşere-i Mübeşşere arasına katılması gibi 1nîmettir.
İşte tam burada Eyyup Sultan'ı hatırlamakta fayda var.
Allah(c.c.)şefaatine nail eylesin, Eyyup El Ensari İstanbul'un fethinin Fatih ve Türklere nasip olacağını müjdeleyen Hz.Muhammed(s.a.v.)in bayraktarı idi.
Akabe Biatı'nda Müslüman oldu.
Medine'de İslâm'ın yayılması için gece gündüz çalıştı.
Peygamberimiz Mekke'den Medine'ye geçince mescit ve kendisine ait ev yapılana kadar Eyyup Sultan'ın evinde kaldı.
Hz.Muhammed'in(s.a.v.)bütün savaşlarına katıldı ve bayraktarlığını yaptı.
Hz.Ali tarafından Medine valiliğine atandı.
İşte bu mübarek zât bile İstanbul'n fethi ile müjdelenen nîmete,Sultan Mehmed'in, Hz.Muhammed'in (s.a.v.) adaşı Mehmed ve askerlerine nasip olan nîmete kavuşabilmek için Muaviye'nin oğlu Yezid'in komutasındaki askerlerle birlikte İstanbul'u kuşatanlar arasına katıldı. O tarihte yaşının 90'larda olduğu söylenir. O, bu savaşta dizanteriden öldü. Vasiyeti üzerine İstanbul surlarının en yakınlarına gömüldü.
Fatih ve askerlerini surlarının dibinde,İstanbul toprağının altında beklemeye başladı.Ve 1453 yılı geldi.Fatih ve askerleri Kostantîniyye'yi İstanbul yaptı.
Hz.Muhammed'in(s.a.v.) adaşı Mehmed, Peygamberin Medine'de ev sahibi,bütün savaşlarda bayraktarı, Hz.Ali'nin Medîne valisi Eyyup El Ensari ile kucaklaştı. Ne mutlu Fatih ve silah arkadaşlarına. Ne mutlu Türk milletine.Peki,Allah(c.c.) ve Resulü'nün İstanbul'un fethi ile ilgili müjde ve vaatleri 1defaya mı mahsustur?
Yani Allah korusun ileride İstanbul Müslümanların elinden çıkıp ateistlerin, Hıristiyanların "İbrahim'i dinlerden" biri olan Yahudilerin eline geçse ve 1 Müslüman komutan İstanbul'u işgalden kurtarsa Allah (c.c.) ondan râzı olmayacak, Hz.Muhammed(s.a.v.), Eyyup El Ensari ve Fatih Sultan Mehmed ile İstanbul fethedilirken şehit olanlar, İstanbul'u fethederek Allah'ın rızasını kazanan Türk askerleri, Ak Şemseddinler, Ulubatlı Hasanlar o komutan ve onun askerinden razı olmayacaklar, onlara şefaat etmeyecekler midir?
Böyle 1şey söz konusu olabilir mi?
Şimdi 1918'lere bir geri dönelim bakalım. 13 Kasım 1918'de
İhtilaf Devletleri'nin savaş filoları geldi ve Fatih'in, Eyyub El Ensari'nin yattığı İstanbul''u işgale başladı.
Onları ellerinde haçlarla işte o "İbrahimi dinler"in
Müslüman olmayan azınlıkları karşıladı.
"İstanbul tekrar Konstantinopolis oluyor" diye sevinçten ağlıyor, işgalcilere hasretle sarılıyorlardı. İşgalden 3ay sonra, 8 şubat 1919 günü Fransız generali Franse Desperey, Fatih'i taklit edercesine beyaz 1atın üzerinde İstanbul'a girdi.
O günkü rezâleti Cemal Kutay''ın satırlarından kısaca nakledelim:
"-Rumlar, Ermeniler ve hatta Yahudiler büyük 1şevk içinde nankörlüklerinin bin 1tecellisini vererek bu sahte kahramanı alkışlıyorlardı… Sadece alkış mı? Türk''e hakaret ediyorlardı.
Yahudiler içinde, eline aldığı yırtık Türk bayrağını gösterip, 'Sizler bunu artık gökyüzündeki kadar uzaktan seyredeceksiniz!.' diyenler vardı."
İşgalciler karakolları bastı, askerlerimizi şehit, vekilleri sürgün etti.
Kızlarımızı, kadınlarımızı tacizden zevk almaya başladılar.
Yönetim ise en yetkili ağızlardan, "Tek kurtuluşumuz İngilizler" diyor, başka 1şey demiyordu. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk o İstanbul'dan şu sözleri söyleyerek Samsun''a doğru yola çıktı:
"- Geldikleri gibi gidecekler…"
Anadolu'yu dolaştı. Aç, açık ve ordusu terhis edilmiş Türk milletini
"Ya istiklâl ya ölüm" diyerek şaha kaldırdı, müstevliyi denize döktü ve Türk milleti adına Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlarından Refet Paşa 19 Ekim 1922'de İstanbul''a ayak bastı.
Evet, 29 Mayıs 1453'te İstanbul'u Hz.Muhammed (s.a.v.)'in adaşı Mehmed Han fethetmiş, 465 yıl sonra İstanbul'a Haçlılar yeniden girmiş, 1922'de İstanbul'u Haçlıların işgalinden Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) adaşı Mustafa Kemal ve tabii yine Türk milleti kurtarmıştı.
Siz ey Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeyenler!
Hz.Muhammed (s.a.v.), Eyüp Sultan ve Fatih'in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmediğini mi sanıyorsunuz?
Hasan Demir - 29 Mayıs 2005 - www.YeniCagGazetesi.com.tr
TEK1ALLAHuEKBER TEK1ALLAHuEKBER TEK1ALLAHuEKBER
SANLI ORDUM TSK OLSUN DAiM ve MUZAFFER Amin
otuken.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2776
www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2008/11/somurgecilik_yontemleri_ve_bunu_yikan_ataturk.pdf
www.masonluk.8m.com/anarsi_ve_teror/turkiye_icin_strateji.htm
www.islami-video.com/islamiforum/index.php/topic,4721.0/wap2.html
TURKulkusu.com/htdocs/modules/news/article.php?storyid=27 36 43 13 21 33 46 10
http://hanifislam.com/H_Aiberg/Siyonist_Fethullah.htm
http://hanifislam.com/Siyonizm/Arzi_Mevud.htm
www.tesbitler.com/hakp/abdarmegedon.htm
www.gunes.com/2007/08/27/yazarlar/y4.html
www.bozkurtmhp.com/forum/index.php?showtopic=27938
www.dusunceplatformu.org/sdetay.asp?id=512&did=34
www.2023.gen.tr/subat2007/5.htm
www.2023.gen.tr/tamyazi/kasimanil.htm
www.haberalgazetesi.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&file=yazi_oku&sid=16
TürkiYeLi İSRAİLLiLER TAKIMıTuzağı "TiT" = www.kaosgl.com
www.etikhaber.com/content/view/60664/50
otuken.org/siyonizm/hainlerin-listesi.html
www.turksolu.org/78/kapak78.htm
www.turksolu.org/35/bulut35.htm
www.turkmilleti.net/israil.html
www.yuhhh.net/vb/showthread.php?t=13293
www.angelfire.com/rnb/atadiyar/ata5.html
www.ATAMizindeyiz.com
www.BasOgretmenATATURK.com/ataturk_ve_ogretmenler.htm
Bağlantı »
Konu: Yazıyı kim yazmış??
Bu yazıyı buraya almakla en azından başka insanların da okumasını, yararlanmasını sağlamışsınız, teşekkürler. Ama bu yazıyı kim ve nerede yazmış, onu da altına ekleseydiniz daha iyi olmazmıydı. Çünkü bu yazıyı ben yazdım ve orkun dergisinde de yayınlandı. Siz girişte 10 Kasım için kaleme aldım deyince insanlar yanlış anlayabilir. Tekrar teşekkürler........
Bu yazı hangi dergide nerede yayınlanmıştır bilmiyorum lakin yazının altında Selin ismi gectiği için bu İsim kullanılarak yayınlanmmıştır.Şahsımıza ait olduğunu belirtmedik...Ayrıca bu guzel yazı için sizi kutlarım Teşekkurler
Şehitlerölmez
Düzenleyen sehitlerolmez gün: 18/3/2009 saat: 19:50
Bağlantı »
Konu: atatürk
ATAMIZI BİZE UNUTURMAYA ÇALIŞANLAR BAŞARAMIYACAKSINIIIIIIIZ
Bağlantı »
Konu: Atatürk
atatürk olmasaydi türkiye olmazdi. bu bir gercek. o türkiyeyi kurtarmistir.
Ben milliyetciyim.
hersey anlamaktan gecer, dogrudur.
atatürkün bu tartisilmaz, örnek olunucak miiyetciliginden gurur duyuyorum. ve bunu kenidme örnek olarak aliyorum.
Fakat ben her iki tarafi da anlama taraftariyim.
bence eger basi örtülü diye üniversiteye sokulmayan genc kizlar varsa, o zaman bunaa atatürkcülük diyip de bunu savunmayin.
atatürkcülükk demek, herkesin o üniversietye girebilmesidir.
herkesin ünilerde okumaya bir hakki vardir.
eger o üniye mini etekli veyada bikinlide giren varsa o basi örtülü de girebilir.
herkes istedigi sekilde üniversitelere girebilip, okuyabilmelidir.
benim öfkem, atatürkcülük ambalajina sarip, atatürk adini kullanip, giremezler, baslarini acsinlar demleri ve bunun icn yapilan protestolar.
bence atatürk bati yi gören bir insan olarak herseyden önce, okumayi isteyen genclere yapilan bu ayrimciligi, haksizligi görse bence üzülürdü.
ama atatürk herkes minettar,yani bende eger o olmasaydi simdiki türkiye olmazdi.
bu arada basörtüsü takmiyorum, ama onlari anlamam ve bunu dogru buldugum zaman savunman icin gerekde yok.
(bir fakirin durumu baskalarinin yaninda savunabilmeniz icinde fakir olmaniz gerekmez, onu analayip onun durumunu görsenizde yeter)
ne mutlu türküm diyene
umarim bunuda anlarsaniz, veyada calisirsiniz...
Bağlantı »
Konu: Eline diline sağlık
Bütün kalbimle sana katılıyorum ben ankara üniversitesinde okuyorum ve her hafta yemekhanede komünistlerin tkp kağıtları dağıttıklarını görüyorum.ve bu çok sinirime dokunuyor onlara almayacağımı söylüyorum sürekli reddediyorum.peki bu komünist yaklaşımları üniversitelerden atmak için neler yapılmalı.
Bağlantı »
Konu: incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsanda bu cennet vatanı
metinden alıntı: “Efendiler, muhterem milletime tavsiye ederim ki; sinesinden yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanlarında ve vicdanlarındaki asil cevheri tahlil etmek dikkatinden bir an bile feragat etmesinler.”
paylaşımın için çok teşekkürler, bu yazınıu okuyup geçenler yakında yapmadıkları tahliller için çok pişman olacaklar... Atatürk ileri görüşlüydü ve Türk milletinin de öyle olmasını isterdi. 1 paket pirince, 1 torba kömüre oy veriyor insanlar artık, çok yazık... ve bu yazıyı belki aylar sonra okuyup daha da çok hak verecek olanlar için de hatırlatıyorum. Bu gün (olmaması gereken) referandum için oy verildi. Referandum'un sahte adı -cumhurbaşkanını halk seçsin mi?- idi. EVET oyları % 70-80 civarı. Ayrıca 1 ay içinde 35 şehit verdik bu en acısı. ben pek anlamam politik oyunlardan, siyasetten ama eğer Türk milleti böyle koyun gibi davranmaya devam ederse şehitlerimizin, atalarımızın kemikleri sızlayacaktır. Çok yazık...
Bağlantı »
Konu: Şehitler Ölemez
Türk Demek TÜÜRKÇE Demektir NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Bağlantı »
Konu: TANRININ KILICI Gazi MUSTAFA KEMAL..!
Eline Yuregine Saglık Guzel Yurttaşım.Ulu Onder ATATURK'ü mükemmel bir sekilde anlatmıs ve tanımayanlara tanıtmışsın.Fakat üzüldügüm konu bu köşenin altına kısada olsa kimsenin yorum yazmamasi.Ne yazıkki hicbir TÜRK! 2 dakikasini ayırıp bu yoruma tesekkür etmemis.Bunun gibi önemli konularda Vatandaşımızı hassasiyete ve ilgiye davet ediyorum..
Bağlantı »