ATATÜRK'ÜN TÜRK ORDUSUNA SON MESAJI - ŞEHİTLER OLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ - Blogcu




Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kaabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir

BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR

SEHİTLERÖLMEZ:TÜRK TARİHİ VE MİLLETİNE  YAPILAN SALDIRILARA KARŞI BİR SAVUNMADIR....


8/8/2006

ATATÜRK'ÜN TÜRK ORDUSUNA SON MESAJI

29 Ekim 1938


"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!
Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet'in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.
Bugün, Cumhuriyet'in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda kahraman ordu, sana kalbî şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.
Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmade olduğuna, benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabikalar ve silahlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkâr-ı hayatla her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulusun muvacehesinde beyan ederim.
Cumhuriyet Bayramı'nın 15. yıldönümü hakkınızda kutlu olsun..."

Mustafa Kemal ATATÜRK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİZİ YAZINIZ! :: Arkadaşına Gönder!

1 MESAJ BIRAKILMIŞTIR

  1. Yazan: Gazi Mustafa Kemal Atatürk | Tarih: 25/1/2009
    Konu: Gazi Mustafa Kemal Atatürk
    Mustafa Kemal Atatürk’ün
    Kütahya Lisesi’nde Öğretmenlere Yaptığı Konuşma

    “Muallime hanımlar ve muallime efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.

    Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
    Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
    Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya,
    niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.

    Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.

    Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.

    Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.

    Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
    Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.

    Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.”

    (KÜTAHYA LİSESİ - 24 MART 1923)

    Doğruyu söylemekten korkmayınız.
    Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.
    Hayatta en hakiki mürşit ilimdir
    Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.
    Zafer “zafer benimdir” diyebilenin, muvaffakiyet, “muvaffak olacağım” diye başlayanın ve “muvaffak oldum” diyebilenindir.
    Egemenlik verilmez, alınır.
    Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.
    Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.
    Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.
    “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. O halde ya istiklal ya ölüm!”
    “Ulusal egemenliğimizin bir zerresini dahi vermeye yeltenenlerin kafalarını koparacağınızdan eminim.”
    Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır
    Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.


    Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman
    Türk Ordusu…
    Memleketini en buhranlı ve müşkil anlarda zulümden, felaket ve müsibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhuriyetin bugünkü feyizli devrinde de, askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalariyle mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.
    Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve Büyük Milletimizin tam bir inanç ve itikadımız vardır.
    Büyük Milletimizin orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silahlar ile bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragati nefis ve istihkarı hayat ile her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle Kara, Deniz, Hava Ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi,bütün Millet muvacehesinde, beyan ederim.
    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ordusu, istilalar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir (şunun bunun elinde tutku aracı olmayacak kadar temizdir). İnsanca ve müstakil (bağımsız) yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlatlarından oluşan muhterem ve kuvvetli bir heyettir

    “Büyük Türk Milleti, ordularımızın kabiliyet ve kudreti, düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza güven verecek bir mükemmelliyetteydi. Millet orduları ondört gün içinde büyük bir düşman ordusunu yok etti. Dört yüz kilometre aralıksız bir takip yaptı. Anadolu’daki işgal edilmiş bütün topraklarımızı geri aldı.”

    “Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında son toprak parçasına kadar karış karış kahramanca ve namuskarane müdafaa etmiş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk ordusu, o cevherde böyle bir ordudur. Yeter ki ona kumanda edenler, kumanda edebilmek evsafına haiz bulunsun.”

    Türk neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk neferinin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki, onun başında bulunan en büyük komutan kaçmıştır.”

    “Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile gösteremiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran’ı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

    “Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim.”
    Mustafa Kemal Atatürk’ün, 31 Temmuz 1920 tarihinde,Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben yaptığı konuşmanın tam metni:

    Efendiler!

    Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum.Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim.Fakat çoksunuz;müsait yer de yoktur.Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülahaza etmekle yetineceğim.

    Arkadaşlar! İNGİLİZLER ve YARDIMCILARI milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir.Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir.Hiç kimse kimseye,hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez.Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak,milletlerce kuvvetle,mücadele ile mahfuz bulundururlar.Kuvveti olmayan,dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet,mahkum ve esir vaziyettedir.Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

    Dünyada hayat için,insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır.Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

    Kuvvet ordudur.Ordunun hayat ve saadet kaynağı,bağımsızlığı takdir eden milletin,kuvvetin lüzumuna olan vicdani imanıdır.

    İngilizler,milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için,pek tabii olarak evvela onu ordudan mahkum etmek çarelerine giriştiler.Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı,cephanelerimizi,bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar.Sonra kumandalarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar.Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler.Ordumuzu tamamen lağvederek,milleti bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler.Bir taraftan da müdaafasız,ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine,her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa,boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.

    Herhalde ordu,düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek,aşağılamak lazımdır.Buna da teşebbüs ettiler.Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

    Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti,ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

    Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir.Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine,hakiki imasına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır.

    Dolayısıyla kuvvetin,ordunun vücudu için lazım olduğunu söylediğim kaynak -ki milettin vicdani imanıdır- mevcuttur.Ordu ise arkadaşlar,ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur.Malum bir askeri hakikat,felsefi hakikattir;” ordunun ruhu subaylardadır”.O halde subaylarımız,düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.

    Millet,bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan,ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler.İşte subayların yüce vazifesi budur.

    Allah göstermesin,milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır.Subaylar,izah ettiğim yüce,mukaddes ve bütün açılarda üzerlerine düşen vazife itibariyle,bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde,birinci derecede faal ve fedakar olmak mecburiyetindedirler.Şahsi ve hususi hayatları itibariyle de subaylar,fedakarlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler.Onları aşağılar ve hor görürler.Hayatında bir an bile subaylık yapmamış,subaylık izzetinefsini,şerefini duymuş,ölümü küçümsemiş bir insan,hayatta iken,düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü muamelelere katlanamaz.Onun yaşamak için bir çaresi vardır:Şerefini korumak ! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği,o şerefi ayaklar altına almaktır.

    Dolayısıyla subay için “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” vardır.Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz.Bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız.Milletimizi daima bağımsız görmekten bahtiyar olacağız.

    Bağlantı »


şehitler ölmez vatan bölünmez

Onlar, delikanlı çağında, millet ve vatan aşkıyla ellerine silah aldılar. Hepsi birer ana kuzusuydu ama tüfek kuşanıp da, bölücü kurşunlarına karşı göğüslerini siper ederken arslan kesildiler. Damarlarındaki kan “deli” gibi akarken tek düşünceleri vardı: Bin yıllık Türk yurdunu bölmek isteyen gafillere karşı durmak! Albayrağın gölgesinde nöbet tutarken can verip şehitlik mertebesine eriştiler img149/1954/test01ld5qo5.jpg
« Önceki :: Sonraki »

Image Hosted by ImageShack.us

Tedhiş ancak tedhişle mağlup edilebilir.Bu dünyada yalnız cesur ve azimli insanlar galip gelmiştir.Ve biz öyle kuvvetli,öyle asil,öyle yüce bir fikir için mücadele ediyoruz ki bu son damla kanımızı akıtıncaya kadar savunmaya layıktır.Aklın bittiği ve sustuğu yerde son karar savaşa aitir ve en iyi savunma hucumdur.

Bugun Türk bayrağını yakarak ,

Vatanima göz dikerek ,

mehmetciğime ates edederek mutlu olacaklarını sanan gafillere,

teröristlere  ve nankörlere sadece üç kelimelik bir mesajı var Türk Gençliği'nin

UNUTMAM,UNUTTURMAM,AFFETMEM

Buyuzden varız ŞEHİTLER ÖLMEZ

free web hit counter
Ne Mutlu Türk'üm Diyene